Frederick W. Taylor’ın Endüstri Mühendisliğine Kazandırdıkları – (1)

Endüstri Mühendisliğinin babası kabul edilen Frederick W. Taylor’ın mesleğimize olan katkılarını anlatan değerli meslektaşımız Gül EKMEN’e teşekkür ederek sizi yazıyla baş başa bırakmak istiyorum. [İ.A.]

Taylor 1856 ABD’de dünyaya gelmiştir. 59 yıllık bir hayat sürmüştür ve bu süre içerisinde yönetim, üretim alanına birden fazla görüş sunmuştur. Patentini aldığı 40’dan fazla makine tasarımı vardır. Bunlara ABD’nin en büyük buhar işleyicisi de dahildir. Endüstri mühendisliğinin ve Bilimsel Yönetimin babası olarak bilinir kendisi. Çalışmaya başladığı zaman işçi olarak başlayıp, çalışma süreci içerisinde akşam eğitimlerine devam edip Makine Mühendisi diplomasını almış  ve çalıştığı şirkette kısa sürede Başmühendis olarak devam etmiştir.

19 Ekim 1906’da  Pennsylvania Üniversitesi tarafından Taylor’a “Bilim Doktoru” fahri doktorası verilmiştir. Taylorizm akımının öncüsü olduğu söylenmektedir aslında bu onu pek kabul etmemektedir. Taylor’a göre o sadece bu akımın bir parçasıdır. Çok bilinen “Shop Management” ve “The Principles of Scientific Management” kitaplarının yazarıdır. Bu arada Taylor Dartmouth College of Business Tuck School’da profesör olmuştur. 59. Yaş gününde hayatını kaybetmiştir.

Ne Yapmıştır?

Öncelikle Taylor’ın bilimsel çalışmalarına geçmeden önce sosyal hayatının da olduğunu vurgulamak isterim. Taylor başarılı bir golf ve tenis oyuncusu olup boş zamanlarında spor yapmayı seven birisidir.  Taylor ve Clarence Clark 1881 yılında çiftlerde ABD tenis şampiyonu olmuştur. Aynı zamanda tutkulu bir golf oyuncusu olan Taylor 1900 yaz olimpiyatlarında golfte 4. sırada gelmiştir.

Taylor, yaptığı her işte daha verimli yapmak için çözümler arama yoluna gitmiştir. Örneğin, vücut yapısı itibariyle ufak tefek olduğu için uzun boyluların kendisine karşı belirli bir üstünlüğe sahip olduklarını hesaplayan Taylor, bu üstünlüğü ortadan kaldırmak için normalden daha uzun olan ve boyun kısmında özel bir eğrilik bulunan bir tenis raketi yapmıştır.

Bununla birlikte Taylor golf sporunu incelemiş ve ortaya çıkan çeşitli güçlükleri karşılamak için çoğu orijinal modeller olmak üzere birçok çeşit golf sopası tasarlamıştır. Bunlardan birisi de aşağıda gördüğünüz omuzlardan asılan ve bacaklar arasından sallanarak kullanılan Y şeklinde olan sopa. Bu sopa sayesinde omuzlarını oynatmamak suretiyle topun gideceği yönü garanti ediyor, ondan sonra bütün dikkatini topa kuvvetli vuruş yapma üzerinde toplayabiliyordu. Bu golf sopası o kadar iyiymiş ki kullanılması yasaklanmış.

Taylor ustabaşı olarak çalıştığı dönemde bile,  çalışma sürecini zaman ve hareket araştırmaları (1891’den sonra) sayesinde ayrıntılı bir biçimde incelemiş ve büyük bir zaman kaybının söz konusu olduğunu saptamıştır. İşçilerin kaytarmaları, vasıfsız olmaları, yönetimin iş süreçlerine katılmamaları bu süreçleri yavaşlatan sebeplerden bazılarıydı. Her işçinin en etkin biçimde çalıştırılması üzerine hesaplar yapan Taylor, çalışma sürecini, zamanı hesaplanmış belirli küçük işlere ayırmayı önermiştir.

Manufacturing Investment’de genel müdür olduğu süreçte bir değirmen inşa etmiştir. Aynı zamanda defter tutma sistemi geliştirerek birçok şirkete bu konuda öncülük etmiştir.

Bethlehem Steel’de çalıştığı sürede Maunsel White ile birlikte yüksek hız takımlarını işleme yönetimini geliştirmiş bu yönteme “Taylor-White süreci” denilmiştir. Taylor bu buluşu için 1900’deki Paris Fuarı’ndan ve Franklin Institute tarafından altın madalya kazanmıştır.

Bethlehem Steel’de bilimsel yönetim uygulamalarına başlamıştır. Pik demir taşımasını incelemiş ve deneyler yapmıştır, bu deneylerde;

  • İşi incelemiş ve bir işçinin günde 12,5 yerine 47-48 ton arasında taşıyabileceğini görmüştür.
  • İşi işçi ve işveren arasında tartışma yaratmadan 2 tarafında hoşnut olabileceği şekilde bir yol bulup yapabileceğini göstermek istemiştir.

Bunun için öncelikle çalışanın bilimsel olarak seçilmesi gerekmiştir;

  • Öncelikle 75 kişi gözlenip etüt edilmiş ve 47 ton pik demir taşıyabilecek fiziki özelliklere sahip 4 kişi seçilmiştir.
  • Bu 4 kişi arasından işe başlamak için en uygun olanı seçmek için çalışanın sosyal hayatına, işe gelip gitme hızına, paraya düşkünlüğüne kadar araştırılmış ve en sonunda bu kriterlere uygun ‘Schmidt’isimli işçi seçilmiştir.

İşçiye yapacağı iş anlatılıp eğitilmiştir;

  • Schmidt’’in yapacağı işin bilincine varması için onunla anladığı dilden konuşulmuş( Diyaloğa bakılınca ağır gibi görünse de Taylor bu konuşmanın onun durumu anlayabileceği en uygun dilin bu olduğunu savunmuştur.) İşçiye günlük 1.15 $ yerine 1,85 $ verilecektir ve bunun sonucunda ‘Schmidt’ bu işi başarıyla yerine getirmiştir.

Sonuç olarak bu işletmede ücretlerin arttırılmasıyla işler hızlanmış ve daha verimli bir şekilde işlenmiştir.

Taylor Endüstri Mühendisliği’nin de temelini oluşturan metod ve zaman etüdü çalışmalarını yapmıştır. İşleri standartaştırmayı önermiş; işçilerin bilimsel metodlarla seçilip eğitilmesini savunmuştur.

Parça başı ücret sistemini getirmiştir, bunu şu şekilde açıklayabilirim;

  • Siz bir fabrikada çalışıyorsunuz ama ne kadar fazla iş yaparsanız yapın, sizden daha az çalışanla aynı ücreti alıyorsunuz. Bir süre sonra içinizde ki ‘ben’ size “Onlar gibi yavaşla” diyecektir. Ama ürettiğinizin karşılığını alınca “Çalışmaya devam” diyecektir.  Taylor bunun faydasını yukarıda da anlattığım Pik Demir deneyinde kanıtlamıştır.
  • Çalışanların vasıfsız ustabaşılar tarafından kontrol edilmemesi gerektiğini savunmuş, yapılan işlerin bilimsel yöntemlerini kavramış kişilerden oluşmasını savunmuştur.

American Society of Mechanical Engineers (ASME) toplantılarına katılarak düşüncelerini bu toplantılarda meslektaşlarıyla paylaşmıştır. “Shop Management” adlı çalışması 1903’te ASME’ye sunduğu bildiridir. “The Principles of Scientific Management” adlı eserini de Nisan, Mayıs, Haziran 1911 tarihlerinde “American Magazine” dergilerinde yayımlanmıştır.

İyi bir aileden gelmesi ve çıraklıktan yetişmesi Taylor’a hem personeli hem de işverenleri tanıma ve ikisi arasında köprü oluşturma imkanı vermiştir. Kapitalistler ile personel arasındaki karşılıklı büyüyen nefreti görmüş aslında böyle bir çatışmaya gerek olmadığını da teşhis etmiştir. (Drucker,Yeni Gerçekler)

Bu arada Taylor’ın 40’dan fazla patentini aldığı makinenin olduğunu söylemiştim, bunlara bakmak isterseniz buradan inceleyebilirsiniz.

Aslında Taylor’ın yaptığı bir çok deney, örnek ve çalışma vardır ama tüm bunların özümsenmiş hali “The Principles of Scientific Management” (Bilimsel Yönetimin İlkeleri) kitabında bulunmaktadır. Bu kitap Taylor’ın 30 yıllık meslek hayatının bir özeti gibidir.

Yani kısaca Taylor ne yapmıştır; tüm hayatını Bilimsel Metotları uygulamaya ve aktarmaya adamıştır. Endüstri Mühendisliğinin temelini atmış, Yönetim değerlerinin değişmesini, zaman ve hareket etüdü tekniklerinin mucidi olmuş, verimlilik arttırmayı, israfları ortadan kaldırmayı hedeflemiştir ve  çalışmalarıyla “Taylorism” kavramını ortaya çıkarmıştır.

Taylor’ın Bilimsel Yönetimin İlkeleri kitabına kısaca bir göz atmak isterseniz; buradan ulaşabilirsiniz.

Eğer alma imkanınız varsa kitabın orjinalini alıp okumanızı tavsiye ediyorum.

Bu yazımda bu kadarla yetinip bir sonraki yazımda Taylor’ın bunca çalışması sonucunda aldığı eleştirilere, doğrularına ve yanlışlarına değinmeye çalışacağım.

Leave A Comment