Endüstri Mühendisliğinin Tarihsel Gelişimi

Endüstri Mühendisliğinin Tarihsel Gelişimi

Doğal bir üslupla mesleğimizin tarihsel gelişimini anlatan meslektaşımıza teşekkür ederek sizi yazıyla baş başa bırakmak istiyorum.

Mühendislik kavramının başlangıcını tam olarak söyleyemesekte neredeyse medeniyetle birlikte doğduğunu söyleyebiliriz. Çanak, çömlek, tekerlek, ateş, yazı… İnsanoğlu var olduğu günden itibaren sürekli bir öğrenme ve keşfetme sürecinde yer aldı. Mühendislik kavramı zaman içinde dallandı budaklandı. Çeşitli ihtiyaçlara cevap verebilmek adına yeni yeni kavramları altında barındırmaya başladı. Makinesiyle, elektriğiyle, inşaatıyla, mekatroniğiyle… Bugün sizlerle son yılların en popüler mühendislik dallarından endüstri mühendisliğinin geçmişine kısa bir yolculuk yapacağız. Koltuğunuzu dik, kemerlerini bağlı pozisyona getiriniz. Yolculuğumuza başlıyoruz. Şimdiden iyi yolculuklar dilerim.

Endüstri Mühendisliği

Dediğimiz gibi mühendislik kavramı insanoğlunun varlığıyla birlikte ortaya çıksa da gerçek anlamda meslek olarak görülmesi çoğu kaynağa göre öyle çok uzun yıllara dayanmamaktadır. 150 yıl öncesine gitmemiz yeterli olacaktır. Çoğu kaynak mesleki tanım olarak mühendisliğin başlangıcını 1880 olarak kabul eder. Bu tarih Amerika’da makine mühendisleri odasının kuruluş yılıdır. Ancak şahsi yorumumla olaya bakacak olursam Osmanlı’nın hatta belki de dünyanın en meşhur mimarına bakmak yeterlidir. Kimden bahsediyorum? Tabi ki Mimar Sinan’dan. Adamın lakabı mimar görevi mimar. Mimarlıkta mühendislik konularından biri değil mi? İnşaat mühendisinin uzaktan akrabası olur kendileri. O yüzden makine mühendisleri odası kuruldu mühendislik gerçek anlamda bir meslek unvanını 1880 yılında aldı ifadesi beni pek tatmin etmiyor. Neyse asıl konumuz bu değil zaten. Konuyu çok fazla dağıtmadan devam edelim.

1880 yılında makine mühendisleri odası, 1884 yılında elektrik mühendisleri odası kuruldu. Daha sonra 1908 yılında kimya mühendisleri odası diğer iki odanın yanına katılmıştır. Amerika endüstri mühendisleri odasının kuruluş tarihi ise 1948 yılına dayanmaktadır.

Endüstri mühendisliği (kendi çevrem özelinden yorumluyorum) diğer mühendislik disiplinleri tarafından çok fazla benimsenmeyen bir bölümdür. Çünkü, özellikle ülkemizde son yıllarda popüler olmuş bir kavram kendileri. Hani ne iş yapıyorsun evladım sorusuna endüstri mühendisi dediğiniz zaman teyzelerimizden amcalarımızdan aldığımız garip cevaplar var ya hah işte o cevaplar yüzünden belkide. Tamam öyle inşaat mühendisleri kadar eski değiliz belkide ama çokta yeni sayılmayız. Endüstri mühendisliği kavramının temeli sanayi devrimine dayanmaktadır aslında. Makineleşme arttı, üretim arttı, pazarlar büyüdü, tedarik zincirleri oluştu vesaire vesaire. Böyle sayabileceğimiz onlarca konunun yönetimi zorlaşınca yeni bir mühendislik kavramı ihtiyacı doğdu. Bu sayede endüstri mühendisliği doğdu ve büyüdü. Günümüzde de büyümeye devam ediyor aslında.

1776 yılında James Amca buhar enerjisini tuttu ve mekanik enerjiye çevirdi. Ellerine sağlık James Amca. Sayende endüstri mühendisi olabildik. James Amca endüstri mühendisliğinin yükselmesinde ki en büyük etmenlerden biridir. Ancak tabi ki iş sadece James Amca’da bitmedi. Özellikle 1750 ile 1850 yılları arasında iş bölümü kavramı diye bir kavram ortaya çıktı. Bir işçiye her işi yaptırmak yerine, işçiler için özel alanlar belirlenmeli ve işçi belli işlerden sorumlu olmalı fikri bir mahalle dedikodusu gibi yayıldıkça yayıldı.

Tarihte bilinen ilk endüstri mühendisliği çalışması 1762 yılında Peronnet Amca’nın bir toplu iğne atölyesine yapılan iş etüdü çalışması olarak bilinmektedir. Yaptığım literatür çalışmasında da aynı sonuçları elde ettim. Bu iş etüdü sayesinde 10 işçinin bir günde 200 adet ürettiği toplu iğne sayısı artış göstermiş. Her bir işçi bir toplu iğneyi başından sonuna kadar yapıyormuş. Peronnet Amca’nın kurduğu iş akışları ile toplu iğne üretme işi 18 kısma bölünmüş. Bu 18 kısım 10 işçi arasında dağıtılmış. Tabi bu 10 işçi arasına basit düzenekler koymayı ihmal etmemiş Peronnet Amca. Bu sayede üretim miktarı 200 olan kurum günlük üretim miktarını 18.000 adete çıkartabilmiş. 200 nerede 18.000 nerede? Adam bir iş akışı çalışmasıyla üretim gücünü 240 kat artırmış. Tabi o zamanlar arz talepten fazla diye bir dertte yok. Üretebildiği kadar üretmiş insanlar. Pazarlar geniş. 240 kat üretim artırmak demek adamı bir gece zengin eder. Bu gelişme modern ekonominin kurucularından olan Adam SMITH’ın gözünden tabiki de kaçmamış.

1776 yılında Adam SMITH yeni bir kitap yazar. Tabi görmüş bir çalışmayla üretim miktarı 240 kat artmış etkilenmiş. Ulusların Zenginliği (The Wealth of Nations) isminde yayınladığı kitapta iş bölümünün önemine fazlaca değinmiştir. Bu sayede fabrikalaşma sistemine yeni bir model önermiştir.

1813 yılında İskoçya’lı bir tekstil imalathane sahibinin yayınladığı “Fabrika Yöneticilerine Sesleniş” adlı kitabında işçilere en az makineler kadar değer verilmesi gerektiğinden bahsetmiştir.

İngiltere Cambridge Üniversitesi’nde matematik profesörü Charles W. Babbage kitabında iş öncesi eğitimden, iş analizlerden ve iş bölümü konularından epeyce bahsetmiştir.

Endüstri Mühendisliği konusunda ilk disiplinli çalışmalar 1865-1915 yılları arasında yaşayan ve çoğu kaynakta endüstri mühendisliğinin kurucusu olarak kabul edilen Amerikalı makine mühendisi W. Taylor tarafından yapılmıştır. Taylor, fabrikada bizzat çalışan, sürekli gözlem ve analiz yapan, düşündüklerini uygulayan ve geliştiren bir kişidir. Taylor’ın çalışmaları 1881’de metal kesimi konusuyla başlamış ve 25 sene devam etmiştir. 1907 yılında 200 sayfalık bir makale yayınlamıştır.

Endüstri mühendisliğinin önemini artıran bir konuda savaşlardır. Özellikle 2. dünya savaşı sırasında Alman askerleri tarafından boş boş optimizasyon yapılmıştır. Tankların yerleşimlerinden mevzilerin oluşturulmasına kadar çoğu planda optimizasyon tekniklerinin kullanıldığı bilinmektedir.

Son yıllarda teknolojinin alıp başını gitmesiyle üretim ve hizmet sektöründe her gün yeni bir gelişme yaşanıyor. Endüstri mühendisliğinin önemini artıran bir konuda sert esen rüzgarda optimize edebilme ve yönetebilme becerisidir. Bizler diğer mühendisliklere göre sanki bir tık daha fazla takım oyuncusuyuz. Takım içerisinde yer almamızda bu sert rüzgar altında savrulmamızı engelliyor belkide.

Bugün baktığınız zaman endüstri mühendisliği mühendislik dalları arasında iş imkanı en fazla olan bölümdür. Lojistikten pazarlamaya, finanstan satın almaya, üretimden insan kaynaklarına kadar her birimde görev alabiliyoruz. Çünkü bir üstteki paragrafta da anlatmaya çalıştığım gibi organizasyon yeteneğimizi daha fazla ön plana çıkarmamız gerekiyor.

Sizlerle endüstri mühendisliğinin geçmişine şöyle bir kabaca baktık. En azından yapılan araştırmalarda nerede doğdu gibi soruların cevabını toparlamaya çalıştık. Dediğimiz gibi endüstri mühendisliğinin temeli sanayi devrimine dayanıyor.

Bu yazıda sanki çok fazla kendi gözlüklerimle baktım olaya. Çok fazla yorum kattığımı hissettim. Bu düşüncelerimde yanılıyor olabilirim. Sürçü lisan ettiysek affola. Hep kullanmak istediğim ama ortamını bulamadığım bir cümleydi bu da. Böylece bir fırsatını bulduk.

Yazar: Nevzat Ali KILIÇ – Kaynak: https://industryolog.com

2017-04-10T11:48:21+00:00 Nisan 4th, 2017|Categories: EM'ye Dair|Tags: , , , |

Leave A Comment