Endüstri Mühendisliği Öğrencileri İçin Sıfırdan Yol Haritası!

Endüstri Mühendisliği Öğrencileri İçin Sıfırdan Yol Haritası!

Endüstri mühendisliğinde okumaya yeni başlayan arkadaşlardan veya çevremdeki kişilerden mesleki gelişim anlamında birçok kez soru ile muhatap oluyorum. Henüz iş hayatında olmadığımdan, bu konuda kendimi tavsiye verecek konumda görmüyorum. Bu yüzden şimdiye kadar bu tür bir yazı yazmamıştım. Ama gelen sorulardan dolayı derli toplu bir doküman oluşturma gereğini hissettiğimden bu işe giriştim. Unutmayın: “Bu dahil, bütün genellemeler yanlıştır.”

Millet olarak uzun yazı okuma fobisine sahip olsak da, bu yazıyı sabırla okursanız az da olsa kendinize bir şey katacağınız kanaatindeyim.

Temelden başlayalım. Sadece bölümümüzle alakalı değil; tüm disiplinlerde başarının en  önemli yolu, meraklı ve iyi bir gözlemci olmaktan geçiyor. “Kendini geliştirmek” klişesinin de aslında temeli bu. Kendinizi sürekli donanımlı hale getirmek istiyorsanız (ki başarı için bu bir zorunluluk) meraklı olmanız ve sürekli araştırmanız gerekiyor. Küçük yaşlarda insan için gökyüzü bile daha fazla anlam ifade ediyor ve saatlerce onu seyredebiliyorsunuz. Ancak ilerleyen yaşlarda merak ve gözlem yeteneği çeşitli etkenlerden dolayı köreliyor. Küçük yaşlarda her şeyi sorduğumdan dolayı anne-babamı bunalttığımı ve yeterince tatminkâr cevaplar alamadığımı hissettikten sonra, bu merakımı evde bulunan kırmızı Temel Britannica Ansiklopedileri’ni kullanarak törpülemeye karar vermiştim. Her sorunun yanıtını bir insandan beklemek yerine araştırmak, hem daha doyurucu hem de daha insancıl bir davranış sonuçta. Bu genel niteliği belirttikten sonra endüstri mühendisliği özeline inelim. Endüstri mühendisliği disiplininde başarılı olmak için analitik ve matematiksel düşünceye yatkın olmanız gerekiyor. Her ne kadar birinci sınıfta temel fizik ve kimya ile ilgili dersler verilse de; bölümümüz daha çok matematik ağırlıklı. Tasarımı da içeren düşünce yapısının getirebileceği faydalardan dolayı, geometri çok gereksinim olmasa da özellikle üç boyutlu düşünebilmek adına geometri ile de ilgili olmanızda fayda görüyorum.

Mühendis, teknik ve sosyal alanda uzmanlaşmış kimsedir. Bir mühendis her zaman ortaya somut bir ürün(motor, bina, uçak vs.) çıkarma gayretinde değildir. Matematiksel teknikler kullanarak var olan sistemlerin işleyişini düzenlemek ve farklı metotlarla işin yapılmasını sağlayarak sistemi eniyilemek gibi çalışmalar da mühendislik çalışmalarının kapsamındadır. Bu yüzden endüstri mühendisliği ile alakalı olarak “işletmecinin mühendis unvanlı olanı” gibi benzetmelere itibar etmemeniz yerinde bir davranış olur.

İngilizce konusunu da hemen söylemem gerekiyor. Önünüzde dört sene gibi ciddi bir zaman var. Bunu İngilizce bilginizi geliştirmek için iyi kullanmalısınız. Düşüncelerinizi ve ilerleyen yıllarda edineceğiniz mesleki bilgilerinizi karşınızdakine akıcı bir şekilde İngilizce olarak aktaramıyorsanız büyük olasılıkla diplomalı işsizler ordusuna katılacaksınız demektir. Asla maymun iştahlılık yapıp akıcı bir İngilizce’ye sahip olmadan “Flamenko müzikleri çok güzel. Real Madrid de harika takım. Biraz da İspanyolca öğreneyim.” düşüncesine kapılmayın.

Artık bölüme başladığınızı varsayıyorum. İlk sene, eğer belli başlı birkaç üniversitede okumuyorsanız çoğu kişi üniversitenin bulunduğu şehri ve/veya üniversiteyi sevmez. Bu yüzden yatay geçiş ve Farabi Değişim Programı, çoğu kişinin araştırdığı bir konudur. Ancak çoğu kişi bu planını gerçekleştiremez. Ama üzülmeyin, bir şehri güzel yapan kurduğunuz dostluklardır. Bulunduğunuz yerin dezavantajlarını mümkün olduğunca avantaja çevirmeye çalışın. Bir diğer araştırılan konu, çift ana dal ve yan dal programıdır. Eğer gerçekten başka bir alana gerçekten ilginiz varsa bu imkanları değerlendirebilirsiniz. Ancak bunun size ekstra olarak ciddi bir ders yükü getireceğini unutmamalısınız. Bunların haricinde; ilk sene Endüstri Mühendisliğine Giriş dersini iyi dinlemelisiniz. İlk sene veriliyorsa; Genel Ekonomi, Bilgisayar Destekli Çizim, Bilgisayar Programlama gibi dersler de oldukça önemli. Derslerinize yeterince özen göstererek yüksek ortalamaya sahip olmak, ilerleyen senelerde size ciddi avantaj sağlar. Diğer senelere kıyasla birinci sınıfta oldukça fazla boş zamanınız olacak. Mutlaka kulüp etkinliklerine katılım gösterin. Hatta kulüplerde ufaktan da olsa görev almaya başlayın. Geriye dönüp baktığımda; 1.sınıftan itibaren aktif olarak rol aldığım ve yönetiminde bulunduğum kulüplerin ve katılım gösterdiğim onlarca yerel ve ulusal organizasyonun, hissedilebilir anlamda bana katkı yaptığını görebiliyorum. Bir de sosyal hobi edinin: fotoğraf çekmek, dans etmeyi öğrenmek, tenis oynamak gibi.

İlk senenin sonunda yurtdışı fırsatlarından birini değerlendirmenizi öneriyorum. Açıkçası benim en büyük pişmanlığım burası. Work and Travel, Avrupa Birliği Gençlik Projeleri veya AIESEC gibi alternatifleri araştırıp ilk senenin sonunda yurtdışı deneyimi elde etmek çok faydalı olur. Ayrıca ilerleyen yıllarda mutlaka ne yapıp edip ERASMUS Değişim Programı’na katılmanızı tavsiye ederim. 3.sınıfta ERASMUS ile gittiğim Macaristan’da ve bu vesile ile gezme fırsatı bulduğum birçok Avrupa ülkesinde geçirdiğim zaman dilimi, şüphesiz üniversite hayatımın en iyi dönemiydi. Okulunuzun uzama riski olsa bile maddi durumunuz el veriyorsa mutlaka yurtdışı imkanlarını değerlendirmeniz sizin için çok iyi olur. İngilizce pratiği yaparak “Ben de İngilizce konuşabiliyorum.” diyebilmek, yeni insanlar ve yeni kültürler tanımak çok güzel bir şey.

İkinci sınıfta derslerle birlikte artık kulüp işlerinde de organizasyon düzenleme işlerine girişmeniz güzel olur. İş Etüdü, Ergonomi, Mühendislik Ekonomisi, İstatistik derslerine de özellikle önem verin. Yaz tatilinde de güzel bir staj yapıp iş hayatına bir göz kırparsanız güzel olur. Stajda sürekli insanları kırmayacak şekilde sorgulayıcı gözlemcilik yapın. Çalışanlarla iyi iletişim kurup bu kısa zaman diliminde nasıl fark yaratabilirim diye düşünüp sonuç odaklı olmaya çalışın. Stajınızı da yaptınız diyelim. Şimdiye kadar Excel, AutoCAD, Solidworks, C#, Matlab, SPSS, Minitab, Microsoft Access, MSSQL gibi program ve programlama dillerinden birkaçını orta-iyi düzeyde biliyorsanız doğru yoldasınız demektir.

Ayrıca bu zamanlarınızda bir blog açmanız faydalı olur. Günümüzde iki şey kral: içerik ve müşteri. Müşteri kraliyeti, başka yazıların konusu; onu şimdilik askıya alalım. İçerik üretmek, sizi diğerlerinden farklı kılar. İçerik üretmek için de paylaşacak bir şeyiniz olmalı. Bu da sizi araştırma yapmaya ve okumaya iter. Bu güzel döngünün içine girmeye çalışın. Çalışmak istediğiniz sektör ve departmanı da belirlemeye çalışın yavaştan. Endüstri mühendisliğinin avantajı, birçok sektörde çalışma imkanınızın olmasıdır. Çalışacağınız sektörü belirlemekte biraz erken davranırsanız gelecek yıllar için iyi bir yatırım yapmış olacaksınız.

Üçüncü sınıfta artık dersler yoğunlaşır. Eğer gitmeye hak kazandıysanız, ERASMUS prosedür işleriyle de uğraşacaksınız. Bu sene, kafanıza takılan her soruyu mutlaka etraflıca araştırın ve hocalarınızdan yardım isteyin. Mümkün mertebe Microsoft Project, Lingo, Arena gibi programları öğrenmeye çalışın. Dönem içerisinde yaptığınız projelerinizle İTÜ EMÖS gibi yarışmalara katılabilirsiniz. Excel’i de iyi seviyeye getirmek için uğraşın. “Pivot table” ve “VLOOKUP” nedir denildiğinde bilmelisiniz mesela. Hatta Excel’de makro yazmak için de çalışmalar yapabilirsiniz yavaştan.

Son sınıfta artık rotasını belirlemiş ve buna yönelik kendine yatırım yapmış kişiler, kariyer planlarını aklında şekillendirmiş olur. Profesyonel bir çalışan olmak istiyor ve kendinize “Ben işveren olsam, kendimi işe alır mıydım?” sorusuna dürüstçe “Evet.” diyebiliyorsanız doğru şeyleri yapmışsınız demektir.

Son ve en önemli husus olarak; bir idealiniz olsun ve bu idealinize ulaşmak için heyecan taşıyın. Tutkulu olmayan insanla çalışmayı kim ister ki?

Başarılı ve mutlu anılar biriktirdiğiniz yıllar dilerim.

Yazar: Mehmet DEVECİ – Kaynak: http://www.mehmetdeveci.net

Leave A Comment